Ekran kilidi, telefonu fiziksel olarak eline geçiren birine karşı çalışır. Kaybolan, çalınan ya da masada bırakılan bir cihazda tek engel budur. Kilidin gücü, denenebilecek kombinasyon sayısıyla ve deneme sayısı sınırlandırıldığında pratikte imkânsız hâle gelmesiyle ölçülür.
Biyometri bir güvenlik katmanı değil, bir <em>kolaylık</em> katmanıdır. Parmak izi veya yüz tanıma, güçlü bir şifreyi günde onlarca kez yazma zahmetini ortadan kaldırır; böylece kısa ve zayıf bir kod seçmek için sebebiniz kalmaz. Biyometrinin arkasında her zaman bir kod vardır ve cihaz yeniden başlatıldığında ya da biyometri birkaç kez başarısız olduğunda o kod istenir. Yani biyometri kodun yerine geçmez, kodu kullanılabilir kılar.
İzinler ise tamamen farklı bir tehdide karşı çalışır: cihaza zaten erişimi olan yazılımlara karşı. Bir uygulamanın erişebildiği her şey — bildirimler, ekran içeriği, dosyalar, konum — o uygulamanın kötü niyetli ya da ele geçirilmiş olması durumunda dışarı çıkabilir. Ekran kilidi bu tehdide karşı hiçbir şey yapmaz, çünkü uygulama zaten kilit açıkken çalışır.
Üç katmanı birlikte düşünmenin pratik sonucu şudur: uzun bir kod seçip biyometriyle kolaylaştırmak, otomatik kilit süresini kısa tutmak ve uygulamalara verilen izinleri düzenli olarak gözden geçirmek. Bu üçünün toplam maliyeti kurulum sırasında birkaç dakikadır ve sonrasında günlük kullanımı neredeyse hiç yavaşlatmaz.